Blog

Yapay Zekâ İle Sohbet Neden Bu Kadar Keyifli ?

Geçen gün yapay zekâya “Bu sene içinde sana sorduğum en saçma soru neydi?” diye sordum. Aldığım cevaba bir hayli şaşırdım. Sorduğum sorunun “saçma” değil, oyuncu ve meraklı olduğunu söyledi.

Bu cevap, insanların neden birbirlerinden ziyade yapay zekâya bir şeyler sorduğunu da açıklıyor sanırım. Yargılamıyor, dalga geçmiyor, küçümsemiyor; sadece dinliyor ve cevap veriyor. Anlayışlı, sakin, kibar. Üslubu net, iletişimi anlaşılır. Üstelik çok kısa sürede.

Bu yüzden görülen rüyalardan yemek tariflerine, ilişki sorularından turistik bilgilere kadar pek çok şey için ilk başvurulan yer hâline geliyor. Ulaşamama ihtimali yok. Hep orada. Kırılmıyor, küsmüyor, alınmıyor, tavır almıyor. Cevap vermekten vazgeçmiyor. Tatmin olmadığınızda başka alternatifler sunuyor. Sürekli besliyor, kapsıyor, doyuruyor.

Ancak aslında yok.

Çünkü iletişim var gibi, ama etkileşim yok. Ses tonu, mimik, bakış, iletişimin içindeki küçük kazalar ve onarımlar yok. Karşılıklı emek ve çaba yok. İlişki güvenli, evet; ama gerçek değil.

Duygular anlaşılabiliyor, fakat kapsanması ancak başka bir ruhsallığın o duyguyu içine almaya gönüllü olmasıyla mümkün. Bu da ilişkilerde risk almak demek. Geliştirici ve dönüştürücü olan tam olarak bu risk. Yapay zekâ ile bu da yok.

Anlık rahatlama ve bilgiye ulaşım var; ama ilişki tarihçesi yok. “Anladım” dersiniz, fakat gerçek ilişkilerin iyileştirici etkisinde olduğu gibi “Eskisi gibi hissetmiyorum” noktasına gelinmez. Muazzam bir bilgi birikimi vardır; ancak bu, duygunun ilişkide taşınmasına dayanan bir duygusal zekâ değildir.

Yapay zekâ çok güçlü bir zihinsel eşlikçidir.

Ama insanı büyüten, dönüştüren ve geliştiren ilişkisel deneyim alanını, ancak ikili ilişkilerin otantikliği sağlar. Bu sizi dönüştüren her ilişki türü için geçerlidir.

Evet, psikoterapi de buna dahildir. Hatta belki de bu dönüştürücü ilişki tarzın en objektif tarafında kalan ama duyguları her zaman işin içinde tutan, psikoterapistin canlı bir dosya gibi her şeyi saklamaya çalıştığı ancak insani yeterlilik ve yetersizliklerden azade olmayan gerçek bir ilişki olarak dahildir.

O zaman düşünelim

‘Sadece kusursuzca anlaşılmak mı iyileştirir, yoksa bir başkasının bizi taşımasına ve bize taşıyabileceğimiz cümleler bırakmasına izin vermek mi?’