Blog
Nedir Bu Bağlanma Stili ?
İlk bakım verenlerle kurulan ilişkiyi Bowlby ‘Beşikten Mezara’ bir süren bir bağlanma olarak tanımlamıştı. Bağlanma Teorisinin ortaya çıkması ise II. Dünya Savaşı sırasında bakım verenlerini kaybeden çocukların gözlenmesiyle oluyor. O dönemde fark ediliyor ki çocuklara bir yatak, yemek ve hijyen koşulları verilse de sevgi dolu bakış, dokunuş ve ieltişim olmadığında çocuklar hayatta kalamıyor. Yani ebeveynin varlığı sadece fiziksel ihtiyaçlar karşılandığında değil duygusal yanıt verebilmesiyle anlamlı hale geliyor. Sonrasında yetişkin bağlanma ilişkilerini inceleyen Hazan ve Shaver önderliğinde yapılan çalışmalarla bağlanmanın ilk bakım verenlerden partnerlere aktarıldığı ve farklı bağlanma stilleri olduğu kanıtlandı. Elbette ‘Güvenli bir dayanak’ olma kavramı da aynı şekilde yetişkin ilişkilerinde önemliydi.
Pek çok kaynakta 4 çeşit bağlanma stili olduğunu okursunuz. Güvenli Bağlanma, Güvensiz Bağlanma, Kaygılı Bağlanma, Kaygılı Kaçıngan Bağlanma şeklinde. Hangi stile sahip olduğunuzu merak edersiniz. Partnerinizin stilini merak edersiniz. Belki de önemli evet ama daha önemlisi popüler psikoloji kavramına dönüşen bağlanma stilinin tek önemi duygusal ilişkilerle ilgili değil. Bağlanma stiliniz içsel kapasiteniz ve arzularınız, dünyayı ve insanları nasıl algılandığınız hakkında da bilgi verir. Bağlanma önemli çünkü hayatın ilk yıllarında neler olduğunun bugüne etkisini, duygu düzenleme becerisinin gelişmesini, kişilerarası ilişkiler içindeki pek çok davranışı, düşünceyi ve duyguyu açıklıyor. Güvende hissetmek için neye neden ihtiyaç duyduğunuza dair de bir fikir veriyor.
Bağlanma stili güvenli veya güvensiz ne olursa olsun her insanın zihinde tutulmaya ihtiyacı olduğu da bir gerçek. Güvenli bağlanma ilişkileri öyle kendi kendine büyür zaten demez kimse sanıyorum. ‘Zihinde tutmak’, önemli olan diğerlerinin hayatındaki detayların hatırlanması, ilişkiye yatırım yapılması, hatta en basit haliyle ‘Geçen gün kötü olduğunu söylemiştin. Nasıl oldun?’ sorusunu sorulması anlamına geliyor.
Önemli olan ‘tutulmak’, tıpkı beşikten alınırken tutulmak gibi, ağlarken tutulmak gibi, yetişkin ilişkilerinde ‘güvenli bir dayanak’ kavramı tam olarak burada devreye giriyor diyebiliriz. Artık beşikten bahsedemeyeceğimize göre kimi zaman bir tebrik kartı, geçmiş olsun dileği, kimi zaman bir kısa mesaj, kimi zaman verilen sözlerin tutulması ve bazen de sıkı bir sarılmayla yani aslında ulaşılabilir olmakla oluyor ‘tutulmak’ artık.
Özellikle partnerle ilişkide zihinde tutmamak, tutamamak veya zihinde tutmak ama çaba göstermemek veya hem tutmak hem çaba göstermek de bağlanma stillerinin davranışa dökülmesi diyebiliriz. Aslında ilişkiye bakış açısı ve ilişki içinde var olma veya olmama tarzı da kişiye kendisi, bağlanma stili hakkında bilgi veriyor. Ancak tüm bu bilgiyi de birkaç kere tekrarlanan davranışlardan değil de bir örüntüden anlamak mümkündür.
Hangi bağlanma stilinde olursanız olun bu sizi tanımlayan tek ve mutlak şey de değil. İyi bir ilişki, doğru kaynaktan alınan bir ruh sağlığı desteği, psikoterapi bir farkındalık ve belki isteğiniz de varsa değişim yaratır. Ancak önemli olan neyin sonucunda o bağlanma stilinde olduğunuz ve bu bilgiyle ne yapacağınız.