Blog

Belirsizliğe Tahammülsüzlük

Günümü planlamadan rahat edemiyorum diyenler, listesi alışverişe çıkmayanlar, tatilin her adımını belirleyenler, kafasında sürekli ihtimaller döndürenler için kısaca belirsizliğe tahammülsüzlük;

Pek çok kişin en azından gününü nasıl geçireceği ile ilgili bir öngörüsü vardır. Peki, belirsizliğin artığı ya da öngörülerin gücünün yetmediği nokta ne yapar insan?

Bu noktada Belirsizliğe Tahammülsüzlük ne demek bakalım isterim. Araştırmacılar pek çok kaygı bozukluğunun altında yatan ortak kavramlardan biri olabileceğini söylüyor. Belirsizlik 3 durumla tanımlanmış; öngörülemeyen yeni bir durumla karşılaşma, öngörülebilir ancak karışık bir durumla karşılaşma, farklı öngörülerin farklı bilgiler sunmasıyla oluşan karmaşa.

Alana bakıldığında belirsizliğe tahammülsüzlüğü yüksek olan bireylerin aşırı koruyucu ve kontrolcü ebeveynlerle yetiştikleri de bulgular arasında, aynı zamanda incelenen MR sonuçlarına göre elde edilen bulgular bilişsel mekanizmalarını işlevsel kullanamadıklarına yönelik olarak yorumlanmış. Belirsizlikle mücadele etmek için bazı kişilerin yoğun kontrolcü tutumlara yöneldiği, bazılarının da yoğun kaygı hissettiği de fark edilmiş.

İlk çalışmalar belirsizliğin gelecekte olacak olanlara ‘doğru’ şekilde hazırlanılmasını engellemesi sebebiyle kaygıya neden olduğunu söylüyor, evet ancak romantik ilişkilerin ilk dönemlerindeki heyecanların, seyahatlere çıkarken hissedilen heyecanların, polisiye romanlarını okurken hissedilenlerin, heyecanlı bir spor karşılaşmasını izlerken belirsizliğin her zaman olumsuz algılanmadığını da gösteriyor.  O halde belirsizlik sonucunda yaşanan duygusal, bilişsel ve davranışlar tepkileri anlamak için, belirsizliğin nasıl deneyimlendiğini, hangi tecrübelerin referans alındığını, yerleşik düşünce kalıplarının nereye dokunduğunu keşfetmek, elbette belirsizliğin ortaya çıktığı şartları ve durumları değerlendirmek de önemlidir diyebiliriz.

Bu arada, elbette belirsizlikten hoşlanmamak çok anlaşılır.

Dönem dönem sonunu bildiği dizileri izleme, aynı kitapları okumanın sonunun bilindiği tehlikesiz sularda kalmakla bu durumla baş etmeyle ilintili olabilir.

Belirsizliğe tahammülü yüksek olan bireylerin içinde bulundukları durumdan yeterince emin olmalarının onları görece güvende hissettirdiğini, belirsizliğe tahammülü düşük olan bireylerin ‘yeterince emin olmanın’ onlara yetmemesi sonucunda çeşitli kaygı tepkileri verdikleri bulunmuş. Fark ediyoruz ki, yeterince emin olmak da kişiden kişiye değişiyor.

Dolayısıyla herkesin belirsiz olarak algıladığı durum ve baş etme tarzları değişiyor.

Peki, sizler belirsizliğe tahammül konusundaki tutumunuzu hiç düşünmüş müydünüz ?